Sevgili Dostlar;
Fitoterapi derneği başkanı olarak hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Bu ilk yazımda derneğimizin kuruluşu ve kısaca amaçlarımızdan bahsederek günümüzdeki Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) içinde Fitoterapinin yerinden ve ülkemizdeki durumundan bahsetmek istiyorum.
Türkiye’de Sağlık Bakanlığı onaylı doktorlara yönelik ilk fitoterapi eğitimi 2017 yılında Bezmialem Vakıf Üniversitesi’nde başladı. Burada eğitim alan ilk grup olarak Fitoterapi Derneği’ni kurmaya karar verdik. Bilindiği gibi ilkler her zaman zordur. Covid 19 pandemisi nedeniyle genel kurulumuzu gecikmeli yaptık, benim başkanlığımda yeni bir yönetim kurulu oluşturduk. İlk icraat olarak web sayfamızın düzenlenmesi, derneğin tüzükteki amaçlarına yönelik faaliyette bulunması ve eğitimler planlamak üzere çalışmalara başladık. Çok yakında iki eğitim duyurusu ile sizlerle olacağız.
Bu web sayfamız ile Fitoterapi alanında başta üyelerimiz olmak üzere bu alana gönül vermiş herkese ulaşmayı hedefledik. 30 yıldır Sivil Toplum Kuruluşlarındaki birikimimi bu alanın gerçek değerini bulması, kanıta dayalı bilimsel kriterlerle desteklenmesi, modern tıpla geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın entegre olması için kullanma kararlılığında olduğumu belirtmek isterim. Bunu gerçekleştirirken başkan yardımcımız Sayın Prof.Dr.Murat Kartal’ın destekleri ile yönetim kurulumuz, kurucu üyelerimiz ve aramıza katılan yeni üyelerimiz ile tam bir hedef birliği ve çalışma azmi içinde olmayı arzuluyorum. Hedeflerimden bir diğeri ise; kaliteli ve güvenilir ürün eksikliği gibi yaşanan güncel sorunları çözmektir. Bu büyük eksikliğin çözümü için de üretici firmalar ile de yakın diyalog içinde olmak gereklidir. Fitoterapi alanına atıldığım ilk günden beri benim en zorlandığım, eminim ki diğer hekim arkadaşlarımızın da en çok zorlandığı konu güvenilir ürünü bulup hastamıza reçete etmekti. Bu amaçla standardize ürün, güvenilir ürün çalışmalarını Bezmialem Vakıf Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi gibi üniversitelerle iş birliği yaparak hekimlerimize, fitoterapi gönüllülerine ve halkımıza sunmayı amaçlarımız arasına aldık.
Ülkemizde son zamanlarda büyük adımlar atılan Geleneksel ve Tamamlayıcı tıp halen birçok tartışmalı konu ile gündemde kalmaya devam etmektedir. Sağlık Bakanlığı 2013 – 2017 Stratejik Planı çerçevesinde ele alınan GETAT ve fitoterapi kanıta dayalı, güvenilir ve etkin bir şekilde sağlık sistemine entegre edilmeye çalışılmaktadır. Tamamlayıcı tıbbın temelinde, hastaya ve hastalığa bütüncül yaklaşım vardır. Fitoterapi etken maddeleri direkt olarak kullandığından tamamlayıcı tıbbın en önemli alt birimidir.
Fitoterapi, bitkilerle tedavi anlamına gelmektedir. Bilindiği gibi bu terim ilk olarak Fransız hekim ve fitoterapist olan Henri Lenclerc tarafından kullanılmıştır. Fitoterapi ürünleri; tedavi, hastalıklardan korunma yada diğer tedavilere destek olmak için kullanılabilir. Çoğunlukla fitoterapi ilaçsız yaşam olarak algılanır. Doğal olduğu için zararsız olduğu düşüncesiyle tercih edilir. Oysaki her gıda ve gıda takviyesi faydalı ilaç olabileceği gibi, vücut için zehir de olabilmektedir.
Ülkemizde GETAT yönetmeliği 2014 yılında yayınlandı. Bu yönetmelikte geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın amacı, kapsamı ve kanuni dayanağı, uygulayıcıların, eğiticilerin ve uygulanacak sağlık kuruluşlarının özellikleri belirtildi. Birçok alanı tarif etse de merdiven altı çalışan eğitim almamış kişiler tarafında yapılan suistimalleri ortadan kaldıramadı. Sağlık Bakanlığı hekim ve diş hekiminin haricindeki kişilerin tedavi uygulamalarını yasaklamış olmasına rağmen bu alanda kafa karışıklıkları halk ve diğer sağlık çalışanları arasında devam etmektedir. Bakanlık 2019 yılında yürürlüğe giren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarının Klinik Araştırmaları Hakkında Yönetmelik ve buna dayanarak hazırlanan GETAT İyi Klinik Uygulama Kılavuzu ile araştırma ve çalışma koşullarını belirledi. Fakat bitkisel ürün, fitoterapi, GETAT konularında hiç eğitim almamış, farklı branştan kişilerin usulsüz ve bilim dışı faaliyetleri hala engellenemedi.
Fitoterapi alanında uğraşan saygın çok sayıda tıp doktoru bulunmaktadır. Özellikle üniversitedeki akademisyenlerin bu alana ilgi duyması ve bu alanla ilgili akademik çalışmaların yapılması GETAT hakkındaki olumsuz fikirlerin değişmesini ve GETAT tedavilerinin daha yaygın kullanılmasını sağlamıştır. Sağlık bakanlığı tarafından 10’un üzerinde merkeze sertifikalı eğitim yetkisi verilmiş, 30 dan fazla merkez uygulama yapmak için ruhsatlandırılmıştır.
Uzmanlık eğitiminde bir dal olması gerektiğini savunduğum fitoterapi ülkemizde bu alanda ihtisaslaşma maalesef sağlanamamıştır. Halk arasında büyük kabul görmesine rağmen başta sağlık camiası olmak üzere akademisyenlerin bir kısmı bu alana şüphe ile yaklaşmaktadır. Eczacılık fakültelerinin farmakognozi, fitoterapi bölümleri, Ziraat fakülteleri ve son zamanlarda ön lisans seviyesinde açılan Tıbbi ve Aromatik Bitkiler bölümleri ülkemizde yeniden bu alana ve endemik bitki örtüsüne ilgiyi artırmıştır. Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin üretim, araştırma, pazarlanmasının sağlanmasında ümit verici çalışmalar yapılmakta ve bu bölümler hızla gelişmektedir. Farklı branşlardan kişilerin hatta fitoterapi ve sağlık alanı dışında eğitim almış kişilerin faaliyetleri ise bilgi kirliliği ve yanlış uygulamalara neden olabilmektedir. Ülkemizde fitoterapi ile kimlerin ilgilendiğine baktığımızda şu grupları görmekteyiz:
1-Sağlık Bakanlığının GETAT eğitimleri çerçevesinde verdiği eğitimler ile sertifikasyon programına katılıp bu alanda reçete yazma yetkinliğini kazananlar. Benim de içinde bulunduğum bu grup ilk olarak Bezmialem Vakıf Üniversitesinde açılan YÖK onaylı Fitoterapi Merkezi ile eğitim alanına girdi. Derneğimizi de bu grup kurdu. Daha sonra hekim ve diş hekimlerine yönelik birçok üniversite ve eğitim araştırma hastanesinde GETAT eğitim merkezleri açıldı.
2-Doktor olup bazı üniversite Eczacılık fakültelerinin açtığı fitoterapi yüksek lisans ve doktora programlarını bitirenler.
3-Eczacılık Fakültesi farmakognozi ve fitoterapi bölümlerinde çalışan bu alanda tecrübe kazanmış eczacılar. Fitoterapi alanında yüksek lisans ve doktora yapan hekim dışı sağlık çalışanları.
4-Ziraat ve Fen fakültelerinde, biyoloji ve kimya eğitimi görüp tıbbi ve aromatik bitkiler ile ilgilenenler.
5- Bazı üniversiteler de ön lisans seviyesinde eğitim alan Tıbbi ve Aromatik bitkiler bölümü mezunları.
6- Farklı bir alanda eğitimini tamamladıktan sonra kurslar ve diğer eğitimlerle fitoterapi alanına yönelenler.
7-Hiçbir eğitim almadan bu alanda aile geleneği ya da aktar dükkanından yetişen veya kendisi ya da bir yakınının hastalığı sonucu bu alanı keşfettiğini iddia eden kişiler.
Görüldüğü gibi bu gruplardan sadece birinci gruptaki hekim ve diş hekimlerinin tedavide fitoterapötik ürünleri kullanması yasaldır. Her hekim bu alanda eğitim almak şartı ile bu ürünleri önerebilir. Fakat yaygın olarak bu alanla ilgilenenler ve piyasaya hâkim olanlar hiç eğitim almayan 7. gruptaki insanlardan oluşmaktadır. Maalesef geçmişte yapılan istismarlar ile GETAT uygulamalarının güven kaybetmesine bu grup yol açmıştır. Oysaki Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Dr. Chan’ın dediği gibi, fitoterapi, iyi eğitim almış, tecrübeli ve lisanslı kişiler eliyle uygulanırsa daha zor istismar edilecektir.
Sonuç olarak bitkisel ilaçlar ile tedavi gün geçtikçe popüler olmakta ve gelişmektedir. Bu alanda eğitim almamış kişiler tarafından yapılan suiistimallerle kaybolan itibar her geçen gün yeniden kazanılmaktadır. Fitoterapi, akademisyen bazlı, fitoterapiye inanan ve güvenen kişilerin katkıları ile gelişecektir. Tıp, eczacılık, ziraat fakülteleri, tıbbi ve aromatik bitkiler bölümlerinin iş birliğini geliştirmeleri, çalışmaları bilimsel çerçeveye oturtmaları ile fitoterapi, hem sağlık hem de ekonomik açıdan ülkemizin gelecek vaat eden alanlarından biri olmayı sürdürecektir.
Fitoterapi sertifikalı Doktorlar, Farmakognosi ve fitoterapi alanında çalışan Eczacılar, Fitoterapide yüksek lisans ve doktora yapmış olanları bizimle yürümeye derneğimiz çatısı altında faaliyet göstermeye davet ediyorum. Biz de Fitoterapi Derneği olarak bu süreçte üzerimize düşen sorumluluk ve görevlerin şuurunda olarak çalışmaya devam edeceğiz. Siz değerli Fitoterapi dostlarının bizlere destek vereceğini biliyorum.
Sağlıklı günler dileklerimle….
Prof. Dr. Adem Akçakaya
Fitoterapi Derneği Başkanı
